İthal Gebe Koyunların Beslenmesi

Kas 21, 2017 0

Selamlar,

Sizlere bu bölümde sizlere yurtdışından aldığınız Romanov ve Et Merinosu Koyunlarınızın beslenmesi hakkında bilgi vereceğim. Bu bilgiler benim çeşitli kaynaklardan derlediklerim ve kişisel tecrübelerimden oluşmaktadır. Umuyorum ki sizde kendi tecrübelerinizi ve deneyimlerinizi birleştirerek aldığınız koyunlara iyi bakar ve istediğiniz verimi alırsınız.

Öncelikle şunu bilin ki koyun ithal ettiğinizde gelecek olan hayvanlar farklı iklim ve koşullardan geldiklerinden, uzun bir yolculuk yaptıklarından hem yol yorgunu olacaklar hem de stresli olacaklardır. Yolda yeterince beslenemediklerinden dolayı da halsiz, bitkin ve yorgun olabilirler. Bu durum dış görünüşlerine de yansıyacağından ilk bakışta şaşırabilir hatta beğenmeyebilirsiniz. Ama birkaç gün sonra sizin onlara sunduğunuz iyi koşullara ve yemlere alışacaklar, kendilerini hızla toparlayacak ve 1-2 hafta içinde ilk gördüğünüz koyunlardan çok farklı bir hale gelecekler. İşte o zaman “iyi ki ithal etmişim” diyeceksiniz, bundan hiç kuşkunuz olmasın; tecrübeyle sabittir 🙂

Sizlere ilk önerim gelen hayvanın tırdaki yediğine bakmanız, eğer artan olduysa kalanı almanız ve elinizdeki yemle karıştırarak kendi yeminize alıştırmanızdır. Diğer önerim ise  gelen koyunu bahar veya sonbaharda aldıysanız direk meraya çıkarmayın, kuru yem ve ot verdikten sonra alıştırma yaparak çıkartın. Unutmayın ki ani yem değişiklikleri her zaman risklidir, alıştırma yaparak yavaş yavaş alıştırma yapmak en doğrusudur. Veteriner önerisiyle “Enterotoksemi” aşısı yapmak ve/veya “vizyofort” gibi koruyucu takviye yem katkısı verebilirsiniz.

Genel olarak koyun koça verildikten sonraki ilk üç ay koyunlar meradaysa ek bir beslemeye ihtiyaç yoktur. Ancak ot durumu yeterli değilse meraya çıkmadan önce 200-250 gr. kadar ek yem verilebilir.

Gebeliğin son 45-50 günü önemlidir. Bu dönemde verilecek ek yemleme yavrunun sağlıklı ve iri olmasına, anneninde sütünün yeterli gelmesine katkısı olacaktır. Özellikle Romanov koyunu doğası gereği çoklu doğum yapacağından ek yemlemenin katkısı tartışılmazdır.

Ek verilen yemleme 250-300 gr. dan başlamalı ve doğum yapana kadar 700-800 gr. ma kadar çıkarılmalıdır.

Ek yemlemede protein kaynağı olarak kepek, ayçiçeği-pamuk tohumu-soya vb. küspelerden ve tahıllardan ( arpa-mısır-buğday-darı..) yararlanılabilir.

Örnek olarak; 250 kg. arpa, 110 kg. kepek, 100 kg. küspe, 7 kg. mermer tozu, 3 kg. tuz-vitamin-mineral karışımı olabilir. ( sizin için en uygun karışımı zirai danışmanınıza sorunuz )

Turgut YEŞİLIRMAK

Zooteknist Ziraat Mühendisi

Read More

Romanov mu Merinos mu Almak Daha Karlı

Kas 17, 2017 0

Merhaba,

Şimdi sizlere en çok sorulan sorulardan biri olan “acaba hangisini alsam daha karlı olur, Romanov’mu alayım Et Merinosu mu ?” sorusunu kendimce yorumlamak istiyorum, karar tabi ki sizindir.

Öncelikle söylemek isterim ki ithal ettiğimiz her iki ırkında kendisine göre artıları ve eksileri vardır. Birbirlerine benzer yönleri olduğu gibi farklı yönlerini de bilmek ve amacınıza göre karar vermeniz gereklidir.

Sizlere her iki koyun ırkı hakkında kısa ve öz bilgi vermeğe ve karşılaştırmaya çalışacağım, umarım yararı olur.

Her iki koyun ırkıda soğuğa dayanıklı ve sağlam yapılıdırlar. Yaşadıkları yere, geldikleri ortama kolay adapte olur, uyum sağlarlar. -30 dereceden +40 dereceye kadar adaptasyon gösterdikleri, yaşadıkları bir gerçektir.

Her iki koyun ırkı da hem mera besiciliğine hem de ağıl besisine uygundur.

Her iki koyun ırkı da mevsime bağlı kızgınlık göstermez, doğum yaptıktan 10-15 gün sonra koç için hazır olurlar. Örneğin; Romanov koyunları 5 aylık gebelik süresinden sonraki 15 gün içinde tekrar kızgınlık gösterir ve eğer koça verilirse hamile kalır. Böylece teorik olarak yılda iki kez yavru alınmış olur, her doğumda da 2-4 yavru verdiği düşünülürse 1 yılda 4-8 yavru almak mümkün olacaktır. Pratikte ise tavsiye ettiğim doğum yapan koyunun 2 ay hem kuzusunu rahatça emzirmesi hem de dinlenmesi için koça vermemek olacaktır. Bu şekilde dahi ülkemizdeki koyunlardan daha karlı olacağı kesindir. Tabi ki iyi bakım ve beslemeleri yapılır, gerekirse takviye süt desteği verilirse. Et Merinosu da genetik yapısından dolayı Romanov gibi kızgınlık gösterir ancak 1.8 oranında ikizlik oranı vardır. Yani her üç doğumdan 2’sinde ikiz doğurabilir, böylece 21 ayda ortalama 5 adet nitelikli yavru elde edilir.

Farklarına gelince Romanov Koyunları küçük-orta yapılı ırklardandır. Dişileri 40-50 kg, erkekleri ise 60-80 kg. dır. Et Merinosunun ise ağır yapılı, hızlı gelişen ırklardan kabul edilir. Dişileri 50-70 kg., erkekleri 70-90 kg. dır. Romanov erkek kuzuları 90-100 günlük beside 30-35 kg olurken Et Merinosları aynı süre içinde 45-50 kg.’ma ulaşırlar. Doğum ağırlıkları da oldukça farklıdır. Romanov kuzuları ortalama 2 kg. doğarken Et Merinosu kuzuları ort. 3.5 kg doğarlar.

Romanov koyunları boynuzsuzdur, kısmen erkeklerinde boynuz görülür. Et Merinoslarının erkekleri ise gösterişli boynuzlara sahiptirler.

Yetiştirici olarak siz koyun özelliklerinden ziyade “ne amaçla almak ve bakmak istiyorsunuz :  kasaplar için erkek kuzuları kuzu besisi olarak satmak mı yoksa doğacak yavruları damızlık olarak satmak mı ? Bu kararı yörenize ve niyetinize göre verdikten sonra seçimi yapmanız daha kolay olacaktır. Eğer bulunduğunuz çevrede kuzu satan ve devamlı talebi olan yerler varsa “Et Merinos”u almanız daha iyi olacaktır. Romanov alrsanız kasaplara et için değil damızlık isteyenlere satmanız sizin için daha karlı olacaktır.

Şimdide size ithal aldığınız koyunların bakım beslenmesi ile ilgili kısa bilgi vermek istiyorum. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki ithal koyunların yerli koyunlarımızdan beslenme yönünden bir farkı yoktur. Elinizde halehazırda koyun varsa ve yetiştiriciliğini yapıyorsanız ve (tabi ki tekniğine uygun-yeterli besleme şeklinde) onları nasıl besliyorsanız aynı şekilde ithal ettiğiniz koyunları da bakıp besleyebilirsiniz. Aralarında ki fark ithal ettiğiniz koyunların genetik özelliklerinden dolayı hızlı gelişmeleri ve üremeleridir.

M.Turgut YEŞİLIRMAK

Zooteknist Ziraat Mühendisi

Read More

Koyun Ağılları Hakkında

Tem 12, 2017 0

Ağılların planlanmasında iki ana amaç göz önüne alınır. Birincisi verimli bir üretim için hayvanların biyolojisine uygun barınak şartlarını hazırlamak, ikincisi ise iş gücü tasarrufu sağlamaktır.

Koyunlar; Sahip oldukları kalın yün tabakası sayesinde soğuğa ve ani sıcaklık düşmelerine, solunumlarıyla da büyük ölçüde sıcaklığa karşı koyabilmektedirler.

Hayvan başına yeterli taban alanı ve havalandırması olmayan rutubetli ağıllarda barındırılacak hayvanlar ne kadar iyi ırktan olurlarsa olsunlar ve ne kadar iyi beslenirlerse beslensinler beklenen verimi vermezler.

Koyun ağılı yapılacak yerin seçiminde; yol ve topografik durumu, su ve elektrik temini, servis kolaylığı, meraya yakınlık, drenaj durumu, bitki örtüsü ve rüzgar kıranlar, yangından korunma, işletmenin ileriki yıllardaki büyüme potansiyeli göz önünde bulundurulmalıdır.

Ağıl inşa edilecek yer; hakim rüzgarlardan korunaklı, çevreye göre hafif yüksek ve meyilli olmalı, barınaklar drenajı zor, düz arazilere özellikle içme suyu kaynaklarına, taban suyu yüksek olan yerlere, aşırı sıcak noktalara veya dere yataklarına inşa edilmemelidir. Ağıl; bölgenin iklimine, İşlerin kolay görülmesine uygun ve maliyeti düşük, kolay bulunabilen mümkünse geri dönüşümlü malzemelerden yapılmalıdır.

Güneşin ısıtıcı ve kurutucu özeliğinde yararlanmak için ağılın açık yönü güneye, güney-doğuya veya doğuya bakmalı, kuzey taraf ise kapalı olmalıdır. Ağıl genişliği en fazla 12 metre olmalıdır. Uzunluk barındırılacak hayvan sayısına göre arttırılabilir. Duvarların yüksekliği 200 başlık ağılarda 3.0-3.5 metre, 500 başlık ağılarda 3.5-4.0 metre, mahya yüksekliği 4.0-5.0 metre olmalıdır. Havalandırma bacaları çatı mahyasından en az 50 cm yüksekte yapılmalıdır.

Ağıllarda her koç için 1,5 – 2,0 m², her koyun için kuzusu da dikkate alınarak 1,25 – 1,5 m² ve her toklu için 0,8 – 1,0 m² taban alanı gereklidir. Ağılın yüksekliği 200 başlık ağıllarda 3,0 – 3,5 metre, 500 başlık ağırlarda 3,5 – 4,0 metre olmalı Ağılda hayvan sayısı fazla ise portatif bölmelerle 50 başlık gebelik, yaş, cinsiyet gibi özelikler göre gruplandırmalar yapılmalıdır.

Ağılların altları kolayca temizlenmeye elverişli olmalı, taban ve duvarlar bit, pire ve kene gibi dış parazitlerin kolayca yerleşmesine imkan vermemelidir. Ağılların duvarları her sene badana edilebilecek tarzda inşa edilmelidir. Ağılların kapıları; hayvanların rahatça girip çıkacağı şekilde genişliği 2,5-3 metre, yüksekliği 2,75-3 metre olmalıdır. Kapılar dışarıya doğru açılmalıdır. 400 baştan büyük kapasiteli ağıllarda kapılarda sıkışma olmaması için birden fazla kapı yapılmasında fayda görülmektedir. Bakım, besleme ve emiştirmenin yapıldığı etrafı 1 metre yükseklikle çevrili avlu alanı, ağıl taban alanın en az 2 katı olmalıdır.

En uygun kullanılan taban şekillerinden biri de sıkıştırılmış toprak tabanlardır. Toprak tabandan beklenen; idrarı tutmaması, çamurlaşmaması, Yağmur sularının ağıl tabanına sızmasını önlemek için, ağıl etrafının çok iyi drene edilmesi ya da tabanın 20-30 cm yüksek inşa edilmesi gerekir. Yine ayrıca barınak tabanının, barınağın ön tarafına doğru %5-7’lik bir eğimli yapılması önerilir.

Ağılardaki kötü hava, hayvanların solunum yolları hastalıklarına yakalanma riskini artırdığı gibi yemden yararlanmayı olumsuz yönde etkileyerek verim kaybının oluşmasına yol açar. Havalandırması iyi olmayan ağılarda tavanda su damlacıkları olur ve hayvanların üzerine damlar. Bu da hayvanın sağlığını olumsuz yönde etkiler.

Her hayvan için 3,0-4,0 metre³ hava hesap edilmelidir. Ağıla taze hava girişini ve ağılda oluşan pis koku ve nemli havanın çıkışını sağlayacak yeterli büyüklükte pencere sistemi ve havalandırma bacaları olmalıdır. Doğal havalandırma için çatı eğimi en az % 26 olmalıdır. Pencere alanı bölgelere göre değişmekle birlikte taban alanının %10-15’i kadar olmalı,

Koyun için ağıl yapımında eğer dikkat edilmezse hava cereyanları vücut ısısını aniden düşüreceğinden hayvanlarda strese yol açmaktadır. Bu nedenle pencereler hava cereyanına sebebiyet vermemesi için tavana doğru vasistaslı açılmalıdır.

Ağıllarda; iç sıcaklık +8 °C – +20 °C, bağıl nem oranı % 60-80 olacak şekilde inşa edilmelidir. Koyunlar için + 5 ile + 21 °C arası ısılar uygun olmakla birlikte, kuzular için ideal ısı +20 °C dir. Alıştırmış olmak ve yeterli yem vermek şartıyla –30°C kadar inen ısılarda bile koyunlar fazla etkilenmemektedirler. Ancak çevre sıcaklığı 25 °C’nin üstüne çıktığı zaman süt verimi ile gelişmenin düştüğü saptanmıştır. Özelikle de + 35 °C’yi geçen sıcaklıkların hayvanlara ve de işletmeye ciddi zarar verdiği unutulmamalıdır. Çatı kaplamaları izolasyonlu malzemeden (sandviç panel) yapılmalıdır. Ağıllarda sıcaklık tek başına ele alınan bir ölçüt olmamalı, rutubetle birlikte değerlendirilmelidir.

Koyunlarda ağıl içi bağıl nem değerinin % 60-80 Aralığında olması önerilmektedir. Ancak yapağı için yetiştirilen ırklarda yüksek bağıl nem yapağının doğal yapısını bozar ve rengini sarartır. Bu nedenle yapağı için yetiştirilen ırklarda ağıl içi bağıl nemin % 55-65’e düşürülmesi önerilir. Koyunculukta bağıl nemin sürekli olarak düşük olması da istenmez. Bağıl neminin sürekli % 40’ın altında olması, fazla tozlanmaya ve koyunlarda solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilmektedir.

Yemlikler kaba ve kesif yemlerin birlikte verildiği tarzda mümkünse ahşap malzemeden yapılmalıdır. Tek taraflı yemliklerde yemlik genişliği 40-50 cm, çift taraflı yemliklerde 70-80 cm, Yemliklerin yüksekliği 30-40 cm, uzunluğu koyun başına 40-50 cm, kuzu başına 20-30 cm olmalıdır. Kolay temizlenebilen yemlikler seyyar veya sabit olarak duvar kenarlarına yerleştirilmelidir.

Su yalakları betondan veya galvanizli sacdan yapılabilir. Su yalaklarının uzunluğu 2,0-4,0 metre yüksekliği 40 cm olmalıdır. Her 10 koyun için 40-50 cm suluk kenarı hesaplanmalıdır. Suluklar; koyunların dinlenme yerlerine yerleştirilmemeli, yemliklerden en az 25-30 m uzaklıkta olmalıdır. Aksi halde dinlenme yerlerinde çamurlaşmaya, ağızları ile taşıdıkları yem kalıntıları ile de sularını kısa sürede kirletirler.

Koyun ağılları bit, pire ve karasineklere için yataklık görevi yapan gübrelikler ağıllardan uzak tutulmalıdır.

Koyunculuğun yapabilmenin önemli şartlarından birisi de bakıcılardır. Çoban diye adlandırdığımız bakıcıların koyunu bilmesi, merayı tanıması ve otlatma teknikleri konularında yeterli bilgiye sahip olmaları gerekmektedir. Çobanların koyunun hangi saatlerde otlayacağını bilmesi ve merada otlatma saatlerini ona göre düzenlemesi, sıcak mevsimlerde öğlen saatlerinde sürüyü gölgeliklerde istirahata alması gereklidir. ( alıntı )

Umarız koyun ağılı nasıl yapılmalı, ağıl ölçüleri nasıl olmalı sorularınıza bir nebze de olsa cevap verebilmişizdir.

Read More
Translate »